En Pahalı Lüks Evler, Arabalar, Motosikletler, Saatler

 
 
 
 
 


Yarışır Gibi Yaşıyorum Hayatı-Volkan Işık

0
Eklenme Tarihi: 25/03/2012 ARAÇ
volkicar4-e1332151408953-1024x525

1989 Ali Sipahi Rallisi ile ilk yarışını yapan ve o tarihten bu yana gerek Türkiye’de gerekse Avrupa ve Dünya Ralli Şampiyonaları’nda başarıları ve stiliyle pistlerin en çok konuşulan isimlerinden olan Volkan Işık, bu ayki Noble and Royal yüzümüz… En son 2010′da İtalya’da aldığı dereceyle adından söz ettiren ünlü rallici, bugün motor sporlarıyla ilgili her alanda faaliyet gösteren bir profesyonel, ‘adanmış’ bir ruh… Sporcu, eğitimci ve kendi tasarladığı Volkicar ile yeni bir stilin habercisi olan Volkan Işık ile spor hayatını, vazgeçemediklerini, hayal ettiklerini konuştuk.

 

Araba sevdanız, sanırım çocukluğunuzdan geliyor. Otomoto dergisinin bu ilgide özel bir yeri olsa gerek…

Evet, abim Hakan Işık, İlkim Sancaktaroğlu ile birlikte, ’80′lerin ikinci yarısında Otomoto dergisini çıkarmaya başladı -ki Türkiye’de yoktu böyle bir yayın o dönemde. Oldukça iyi bir çizgi yakalamış olmasına rağmen yayın hayatına uzun süre devam edemedi bu dergi fakat benim araba sevdam biraz da o dergiyle pekişti diyebilirim.

Otomobil kullanma merakım, bir deneme yapma arzusuna evrildi; ilk yarışımın sonunda artık hedeflerim büyümüştü. Spora ayırdığım mesaiyi değiştirerek, çok daha profesyonel adımlarla yoluma devam ettim.

“SADECE YARIŞÇI OLARAK KALMAYI DÜŞÜNMEDİM HİÇ”

İzlediğiniz ilk yarış hangisiydi?

1986 yılında bir Ralli arabasının peşine takıldım ve gittim. Hiç bilmediğim bir şeydi -kısmen okuduğumuz, okuyarak takip ettiğimiz bir alandı ama daha önce hiç yarış seyretmemiştim.  ”Nereden başlayabilirim?” diye sorardım hep kendime. Spor dünyasının içinden biri değilim, tanıdığım kimse yok… Ralli tarihleri geldiği gibi yarış izlemeye gidiyoruz. Sonra cesaretimi topladım ve yarışmaya karar verdim. Hiç bilmediğim bir camianın içine balıklama daldım diyebilirim. Ama sadece yarışçı olarak kalmayı düşünmedim hiç; daha entegre bir spor dünyası yaratma hayalim hep vardı.

Volkan Işık Akademisi ve spor direktörlüğü, bu amacın ipuçlarını veriyor galiba?

Evet. Sırasıyla, belli bir süre sadece sporcu olarak yer aldım bu alanda. Sonra eğitmenlik ve direktörlük geldi. Mühendislik, ticaret… izleyen süreçte beraberinde gelen diğer şeyler. Sistemi büyütebilmek için işin birçok farklı ayağında olmak gerekiyor. Avrupa’da işleyiş bu ciddiyette fakat Türkiye’de hâlâ emekleyen bir spordan söz ediyoruz.

1989 Ali Sipahi Rallisi ile ilk yarışını yapan ve o tarihten bu yana gerek Türkiye’de gerekse Avrupa ve Dünya Ralli Şampiyonaları’nda başarıları ve stiliyle pistlerin en çok konuşulan isimlerinden olan Volkan Işık, bu ayki Noble and Royal yüzümüz… En son 2010′da İtalya’da aldığı dereceyle adından söz ettiren ünlü rallici, bugün motor sporlarıyla ilgili her alanda faaliyet gösteren bir profesyonel, ‘adanmış’ bir ruh… Sporcu, eğitimci ve kendi tasarladığı Volkicar ile yeni bir stilin habercisi olan Volkan Işık ile spor hayatını, vazgeçemediklerini, hayal ettiklerini konuştuk.

Araba sevdanız, sanırım çocukluğunuzdan geliyor. Otomoto dergisinin bu ilgide özel bir yeri olsa gerek…

Evet, abim Hakan Işık, İlkim Sancaktaroğlu ile birlikte, ’80′lerin ikinci yarısında Otomoto dergisini çıkarmaya başladı -ki Türkiye’de yoktu böyle bir yayın o dönemde. Oldukça iyi bir çizgi yakalamış olmasına rağmen yayın hayatına uzun süre devam edemedi bu dergi fakat benim araba sevdam biraz da o dergiyle pekişti diyebilirim.

Otomobil kullanma merakım, bir deneme yapma arzusuna evrildi; ilk yarışımın sonunda artık hedeflerim büyümüştü. Spora ayırdığım mesaiyi değiştirerek, çok daha profesyonel adımlarla yoluma devam ettim.

“SADECE YARIŞÇI OLARAK KALMAYI DÜŞÜNMEDİM HİÇ”

İzlediğiniz ilk yarış hangisiydi?

1986 yılında bir Ralli arabasının peşine takıldım ve gittim. Hiç bilmediğim bir şeydi -kısmen okuduğumuz, okuyarak takip ettiğimiz bir alandı ama daha önce hiç yarış seyretmemiştim.  ”Nereden başlayabilirim?” diye sorardım hep kendime. Spor dünyasının içinden biri değilim, tanıdığım kimse yok… Ralli tarihleri geldiği gibi yarış izlemeye gidiyoruz. Sonra cesaretimi topladım ve yarışmaya karar verdim. Hiç bilmediğim bir camianın içine balıklama daldım diyebilirim. Ama sadece yarışçı olarak kalmayı düşünmedim hiç; daha entegre bir spor dünyası yaratma hayalim hep vardı.

Volkan Işık Akademisi ve spor direktörlüğü, bu amacın ipuçlarını veriyor galiba?

Evet. Sırasıyla, belli bir süre sadece sporcu olarak yer aldım bu alanda. Sonra eğitmenlik ve direktörlük geldi. Mühendislik, ticaret… izleyen süreçte beraberinde gelen diğer şeyler. Sistemi büyütebilmek için işin birçok farklı ayağında olmak gerekiyor. Avrupa’da işleyiş bu ciddiyette fakat Türkiye’de hâlâ emekleyen bir spordan söz ediyoruz.

Volkan Işık ile Roportajın devamı için Mag by NobleandRoyal’i ziyaret edebilirsiniz.